DOSTLUK KARDESLİK VE SEVGİ İÇİN BURDAYIZ


    YUNUS EMRE

    Paylaş

    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 153
    Kayıt tarihi : 17/02/10

    YUNUS EMRE

    Mesaj  Admin Bir Çarş. Haz. 30, 2010 8:38 pm

    YUNUS EMRE

    Türk milletinin yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden ve Türk dili ve edebiyatı tarihinin en büyük şairlerinden Yunus Emre XIII. yüzyılın ikinci yarısıyla XIV. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır.Bu çağ,Selçukluların sonu ile Osman Gazi devrelerine rastlamaktadır.

    İç Anadolu?da mevsimin kurak geçtiği bir yılda Yunus birçok keramet ve inayetlerini duyduğu Hacı Bektaş´a gelip yardım istemeyi düşündü. Sığırının üstüne bir miktar alıç (yabani elma) koyup dergaha gitti. Huzura varınca armağanını sunduktan sonra, bir miktar buğday istedi.Hacı Bektaş ona lütufla muamele ederek,bir kaç gün dergahta misafir etti.Yunus geri dönmek için acele ediyordu.Dervişler Pir´e Yunus´un acelesini anlattılar.O da: "Buğday mı ister,yoksa erenler himmeti mi?" diye haber gönderdi.O buğday istedi.Bunu duyan Hacı Bektaş tekrar haber gönderdi: "İsterse o alıcın her tanesince nefes edeyim!" dedi.Yunus buğdayda ısrar ediyordu.Hacı Bektaş üçüncü defa haber gönderdi: "İsterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim" dedi.Yunus yine buğdayda ısrar edince;emretti,buğdayı verdiler.Yunus dergahtan uzaklaştı.Yolda yaptığı kusurun büyüklüğünü anladı.Pişman oldu.Geri dönerek kusurunu itiraf etti.O vakit Hacı Bektaş,onun kilidini Taptuk Emre´ye verildiğini isterse ona gitmesini söyledi. Yunus bu cevabı alır almaz hemen Taptuk dergahına koşarak başına geleni anlattı.
    O da Yunus´u dergahın odunculuğuna tayin etti. Yunus 40 yıl bu hizmette bulunduğu halde,dergaha eğri ve yaş odun getirmedi. Hakikate varmak için geçirdiği çilekeşlik devrinde Yunus Emre´nin dergaha hiç eğri ve yaş odun getirmediğini farkeden Taptuk Emre bir gün Yunus´a: "Dağda hiç eğri odun kalmadı mı?" diye sordu.Yunus: "Dağda eğri odun çok,lakin senin kapına odunun bile eğrisi yakışmaz" diye cevap verdi.
    Yunus, İç Anadolu´da çiftçilikle uğraşan bir Türkmen köylüsü iken gönlüne aşk ateşi düşen ve Hak yoluna eriş¬mek için uzun süre çaba sarfeden, daha sonra bir mürşide bağlanarak ona tam bir teslimiyet göstermek suretiyle ta¬savvuf yolunda yüksek derecelere erebilmiş bir derviş ola¬rak karşımıza çıkmaktadır. Şeyhine kırk yıl hizmet edip seyr ü sülûkünü tamamladıktan sonra kendisi diyar diyar dolaşarak halkı irşat etmiştir.


    Yunus Emre daha XIII. yüzyılda Türkçe´nin anlatı gücünü herkese göstermiş büyük bir şairdir. Zamanın bir çok bilimini öğrenmiş, fakat bunlar kendisini tatmin etmediği için dervişliğe talip olmuştur. Hakiki aşka ulaşmış, ölmeden önce ölmenin sırrına ermiş, şiirleri ile gönüller sultanı olmuş, şöhreti kesintisiz olarak günümüze kadar gelmiştir.
    O sözün önemini ve gücünü çok iyi kavramış, edebiyatımızda belki de sözle ilgili en güzel methiyelerden birini yazmıştır.

    Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı
    Söz ola ağulu aşı balıla yağ ede bir söz


    Yunus sözün önemini bildiği için kendisi de güzel ve etkili söz söylemeyi hedeflemiştir. Bunda da kendisinin başarılı olduğunun farkındadır:

    Yûnus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin
    Ballar balım buldum kovanım yağma olsun

    Yunus kendisindeki bu üstün söz söyleme yeteneğini insanlığın iyiliği, mutluluğu ve barışı için kullanır. Sözün anlaşılır ve güzel olmasını da yeterli görmez onun doğru olmasını da ister. Sesini çok geniş kitlelere duyurmak için Türkçe´nin inceliklerinden ve sanat gücünden yararlanır. F. Köprülü "Yunus Emre´nin sanatı tamamiyle millî, yani tamamıyla Türk bir sanattır" der.
    Türk halkı onun anlattıklarında kendini bulmuş, onun sevgi ve kardeşlik dolu mesajlarını benimsemiş, çe¬şitli meclislere bestelenen ilâhileriyle konuk olmuştur. Türk halkının önemli anma ve kutlama günlerinde oku¬nan mevlidlerde mutlaka Yunus´tan ilâhiler de söylenir.
    Yunus´un şiirlerinde en çok işlenen konular ilâhî aşk, Allah ve peygamber sevgisi, ölüm, gurbet, tabiat, dinî ve ahlâkî öğütlerdir. Yunus´a göre her şeyin özü aşktır, her şey aşkın eseridir. Varlığın oluşumuna sebep olan, Allah?ı bildiren ve bulduran aşktır. Ölüm bu dünyanın geçiciliğini hatırlatmak, ebedî olan ahiret hayatına hazırlıklı olmak gerektiğini vurgula¬mak için sıkça işlenir. Ölüm düşüncesi çok keskin tablo¬larla gözlemlere dayandırılarak canlı sahneler hâlinde or¬taya konur. Cennet ve cehennem halkın kolayca anlayabi¬leceği biçimde insana yaklaştırılır.
    Yunus aynı zamanda kendisini, devrini ve devrindekileri eleştirir. Onun şiirlerinde sosyal tenkit de vardır. Bunları yaparken tek amacı vardır: İnsanlığı iyiliğe, doğ¬ruluğa ve güzelliğe çağırmak. O bunları şöhret ve çıkar için yapmaz.

    Yaşanılan hayat ve halkın kültürü Yunus´un duyuşu ile birleşerek şiirine yansır ve ona hayat verir. Kendi yaşayışındaki hoşgörü, alçak gönüllülük ve samimiyet men¬kıbelerinin doğmasına yol açmıştır. O, inandığı gibi yaşa¬yan yaşantısını ve duygularını içtenlikle dile getiren bir ermiştir.
    Onun fikrî ve edebî kaynağının temelinde İslâm imanı vardır. Ayrıca kendisinden önce ortaya konan tasavvufi dü¬şünceye de vakıftır. Yunus´un mistik yönü buradan gelir.
    Eserlerinde sosyal çalkantılar ve buhranlarla çalka¬lanan bir dönemde en çok ihtiyaç duyulan kanaat, sabır, teslimiyet, tevekkül gibi konulara sıkça yer verir; dünyaya, mala mülke bel bağlamamak, nefsin isteklerine uymamak gerektiğinden söz eder. Allah´ın buyruklarına uyma¬yı, ona tam bir teslimiyetle bağlanmayı, onun rızasını kazanmayı tavsiye eder. Onun davası anlaşmazlıkları, kavgayı ortadan kaldırmak, kötülükleri aşk ateşiyle temizlemektir.
    Allah´ın en mükemmel eseri saydığı için insanı sever, yüceltir, en aziz varlık bilir. "Kendisi¬ni bilen Rabbini bilir" hadisinin de gereği olarak insanın Rabbini tanıması ve ona kavuşması için önce kendisini ta¬nımasını ister. Kişinin Hakk´ı kendi nefsinde, gönlünde, canında bulabileceğini dile getirir:

    İstemegil Hakk´ı ırak gönüldedir Hakk´a turak
    Sen senligün elden bırak tenden içerü cândadur


    Aşk, Yunus´un yanından hiç ayrılmıyor. O bir aşk şairi, bir aşk adamıdır. Söyledikleri hep aşktandır, aşkı¬nın eserirdir. Yunus´un şiirleri gözden geçirildiğinde en çok kullanılan kelimelerden birinin aşk olduğu görülür. Bu bazen doğrudan aşk kelimesi ile anlatılırken bazen da sevü, mihr, muhabbet gibi yakın anlamlı kelimelerle ifade edilir. Müstakil olarak aşkın anlatıldığı birçok şiiri vardır.
    Tasavvuf insana her türlü kirden arınmanın yolunu gösterir. Bu arınmanın temelinde Allah?a karşı duyulan aşk vardır. Allah?ı bildiren de bulduran da aşktır. Zaten Allah?a kulluk etmenin özünde de Allah aşkı vardır. Ya¬ratılışın sebebi, her şeyin ilk kaynağı aşktır:
    Evvel yer gök yoğıdı varıdı ´ışk bünyâdı
    ´Işk ezelden kadîmdür ´ışk getürdi ne varı
    En büyük aşk, Allah?ın Hz. Muhammed?e, Hz. Muhamedd?in de Allah?a karşı duyduğu aşktır. Çünkü Yüce Yaratıcı Hz. Muhammed için ?Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım? buyurmuş ve ilk olarak nur-ı Muhammed?i yaratmıştır.
    Yunus Allah´ın sevgilisi olan (Habibullah) Hz. Muhammed´e duyulan sevgi ve muhabbeti de aşkla ifade et¬miştir:
    ´Işkun ile ´âşıklar yansun yâ Resûlallâh
    İçüp ´ışkun şarâbın kansun yâ Resûlallâh

    Şol seni seven kişi komış yolına başı
    İki cihan güneşi sensün yâ Resûlallâh

    Sevgi veya nefret Allah için olduğu zaman bir anlam ifade eder. Böyle yapılan kulluk issanı olgunlaştırır. Bu güzel hasletleri kazanmış kimseler hiç kimseyi incitmez, kimsenin gönlünü kırmaz, yerine göre evrensel boyut da kazanır. Bu yüzden bazı kimseler Yunus?u hümanist olarak nitelendirir. Hümanizm insan sevgisi anlamında olsa da XVII. Yüzyıl aydınlanma dönemi filozofları hümanizmi bütün sorunların insandan başka bir kaynağa başvurmadan sadece insanda çözülebileceğini savunurlar ve insanı tek ölçü olarak kabul ederler. Dolayısıyla bu görüş dini ve Allah inancını tamamiyle reddeder. Gönlü Allah aşkıyla dolu olan Yunus?u hümanist olarak değerlendirmek tamamiyle yanlış bir fikirdir.
    Yunus´un şiirlerinde er, eren, evliya kelimeleri tevhit hakikatiyle idrak edenler için kullanılır. İşte Yunus´un kendisi de böyle bir derviştir. O da başlangıçta her insan gibi aklı ve imanı ile dinî konuları öğrenip Allah ve varlık konusunda bir düşünceye sahip olmuş, ancak tasavvuf yo¬lunda seyr ü sülûkünü tamamladıktan sonra bu düşünce¬leri değişmiş, daha yüksek bir idrak seviyesine ulaşmıştır.
    O bütün varlıkta Hakk´ın varlığının ve birliğinin idrak edilmesi anlayışının savunucusudur. Ezelî ve ebedî varlık Allah´ın zâtından ibarettir. Onun yoktan var ettiği yarattı¬ğı âlem ise onun varlığına delil ve tecellîlerine aynadır. Kâinatın varlığını ve manasını inkâr etmez, Allah insanı ve kâinatı kendisini bildirmek için yaratmıştır.
    Derviş, tasavvuf yolunda aldığı eğitimle tüm varlıkta Hakk´ın varlığını ve birliğim müşahede eder. Kişi bu ma¬kama ulaşınca Hakk´ın huzurunda olmanın feyzine ka¬vuşmuştur. Bu sadece bir akılla anlamak değil zevk ve hal olarak yaşamak demektir. Bu da bir çeşit bilme ve görme¬dir. Bu da gönül gözü ile mümkün olmaktadır.

    Yunus temeli ilâhî sevgiye dayanan ilâhî. Tabiî Hukuk gözü ile gerçek İslam´ın temsilcisi olarak nitelenmeyi en fazla hak etmiş olan şairlerdendir. Bir ülkenin manevî hazinesi içinde Yunus´un, şiirlerinin bulunması paha biçilmez bir mutluluktur.
    Yunus´a soralım: Bu eşsiz bilgeliği hangi kaynaktan aldın? Yunus?ta riya yoktur. Bütün değerler öğretisini gerçek değerleri tebliğ eden Allah elçilerinin gerçek tebliğleri arasında fark görmeyen, bütün gerçek elçileri aynı dinin temsilcileri sayan İslam´dan, geniş anlamı ile bütün gerçek Peygamberlerin tebliğlerini kapsayan tek ilahî dinden aldığını belirtir:

    Uş yine nazar oldu bu bizim canımıza
    Muhammet bünyad urdu dîn ü îmânımıza
    Peygamberler serveri din direği Muhammed
    Gör ne gevherler koymuş bu bizim canımıza

    Kur´an-ı Kerim´e göre de Allah sevgisi ancak bu sevgi ile ger¬çekleşir. Peygamber reddedilerek Allah sevgisi olmaz (Al-i İmran, 3, 31). Resul-i Ekrem (S. A.) insanlığa Kitab ve Hikmet öğretmeye gelmiştir. (bkz: Cuma Suresi). Kur´an-ı Kerîm, Resul-i Ekrem´in (S.A.) ve önceki elçilerin tebliğ ettikleri ilahî hikmet öğretisinin önemini belirtir. (Bakara, 2, 269). Bugün ve dün; insanlığın özlemle ulaşmaya çalıştığı Hukuk (Adalet) Devleti ve İnsan hakları öğretisinin temelinde işte bu sar¬sılmaz kaya vardır: Gerçek değerler öğretisi, İlahî sevgi ve adalet değerlerine dayanan değerler dizisi!
    Yunus, sadece zahirde kalanlardan değildir, ancak, "bâtınîlik" iddiası ile aynı ve İslam dışı yollar tutturanlardan da değildir. Yunus dü¬şüncesinin ürünlerine baktığımızda, Onun Kur´an ölçüsünde olduğunu gö¬rürüz. Bu açıdan Yunus "İslam şairi" olarak nitelenmeyi en çok hakkedenlerdendir: Mumsuz baldır Şeriat, tort(u)suz yağdır tarikat Dost için balı yağa ne içün katmayalar? İşte bu¬rada, temel değer ve bütün diğer değerlerin zorunlu kaynağı olan "İlahî sevgi" ve ondan kaynaklanan insanlık sevgisi ile, "zahir" ve "batın", tam bir denge ile uzlaştıran bir hakîmin, bir bilgenin ko¬nuştuğu görülür.



    BEN YÜRÜREM YANE YANE
    Ben yürürem yane yane, Aşk boyadı beni kane
    Ne akilem ne Divane, Gel gör beni aşk neyledi
    Gah eserem yeller gibi, Gah tozaram yollar gibi
    Gah akaram seller gibi, gel gör beni aşk neyledi

    *** ***
    Akan sulayın çağlaram, Dertli cigerem dağlaram
    Şeyhim anuban ağlaram, gel gör beni aşk neyledi
    Ya elim al kaldır beni, ya vaslına erdir beni
    Çok ağladım güldür beni, gel gör beni aşk neyledi

    *** ***
    Mecnun oluban yürürem, ol yari düşte görürem
    Uyanıp melul oluram, gel gör beni aşk neyledi
    Miskin Yunus biçareyem, baştan aşağı yareyem
    Dost ilinden avareyem, gel gör beni aşk neyledi

    *** ***
    Akıl : Akıllı
    Divane : Deli, Meczup
    Melül : Elem

    ________________________________________
    SEVELİM SEVİLELİM
    Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez
    Onu sen senden iste, o senden ayrı olmaz
    Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer
    Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez

    *** ***
    Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
    Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
    Yunus sözün anlar isen, mani´sini dinler isen
    Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz

    *** ***
    Mani : Anlam

    ________________________________________


    GÖNÜLLER YAPMAYA GELDiM
    Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim
    Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.
    Ben gelmedim da´vi için benim işim sevi için
    Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim

    *** ***
    Dost eşruğu deliliğim, aşıklar bilir neliğim
    Devşuruben ikiliğim, birliğe bitmeye geldim
    Yunus Emre aşık olmuş, ma´şuka derdinden olmuş
    Gerçek erin kapısında ömrüm harcamaya geldim

    *** ***
    bezirgan: Tüccar
    mata : Mal,erzak
    dav´i : Dava peşinde koşmak,kavga,dava.
    sev´i : Sevgi
    eşruk : Sarhoşluk
    devşuruben : Kaldırıp
    bitmek : Kavuşmak
    maşuk : Allah (aşık olunan)

    ________________________________________

    DİLSİZLER HABERİN
    Dilsizler haberin kulaksız dinleyesi
    Dilsiz kulaksız sözü, can gerek anlayaşı
    Dinlemeden anladık, anlamadan eyledik
    Gerçek erin bu yolda yokluktur sermayesi

    *** ***
    Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk
    Her dem yeni dirlikte, bizden kim usanası
    Miskin Yunus ol veli, yerde gökte dopdolu
    Her taş altında gizli, bin imran oğlu MUSİ

    *** ***
    di?rlik: Hayat
    imran oğlu MUSİ : MUSA peygamber

    ________________________________________
    AŞK KİTABIN OKURUZ
    Söylememek harcısı, söylemeğin hasıdır
    Söylemeğin harcısı, gönüllerin pasıdır
    Cümle yaratılmışa bir göz ile bakmayan
    Halka müderris ise, hakikatte asidir

    *** ***
    Şeriat haberini şerh ile eydem işit
    Şeriat bir gemidir, hakikat deryasıdır
    Ol geminin tahtası her nice muhkem ise
    Deniz mevci kat olsa, tahta uşanasıdır

    *** ***
    Bundan içeri haber işit, eydeyin ey yar
    Hakikatin kafiri, şer´in evliyasıdır
    Biz talib-i ilimleriz, aşk kitabın okuruz
    Calap müderris bize, aşk hod medresedir

    *** ***

    Harcısı : Uygunu
    Has : Güzel
    Şeriat : Kuranın Dışsal, açık anlamı
    Şerh : Açıklama
    Eydem : Söyleyim
    Hakikat : Kuranın gizli anlamlarının bilindiği makam
    Muhkem : Kuvvetli
    Mevc : Dalga
    Kat : Kesme
    Uşanmak : Kırılmak
    Kafir : İnkar eden, gerçeği örten
    Şer´in : Şeriatın
    Evliya : Hak dostu,Hakiki dindar
    Talib-i ilim : İlim öğrenen
    Hod : Kendi, zaten

    ________________________________________
    NİCE BESLEYESİN
    Nice bir besleyesin, bu kadd ile kameti
    Düştün dünya zevkine unuttun kıyameti
    Dürüs, kazan, ye yedir, bir gönül ele getir
    Yüz KABEden yiğrektir, bir gönül ziyareti

    *** ***
    Uslu değil delidir Halka Salusluk satan
    Nefsin müslüman etsin var ise kerameti
    Yunus imdi sen dahi, gerçeklerden olagör
    Gerçek erenler imiş, cümlenin ziyareti

    *** ***
    Kadd : Boy,pos
    Kamet : Boy
    Dürüs : Toplayıp biraraya getirme
    Yiğrek : Daha iyi
    Salusluk: Hilekarlık
    Keramet : Olağanüstü işler, haller

    ________________________________________
    BU BİR ACAİB HALDİR
    Bu bir acaip haldir bu hale kimse ermez
    Alimle davi kılar, Veli değme göz görmez
    İlm ile hikmet ile, kimse ermez bu sırra
    Bu bir acaib sırdır, ilme kitaba sığmaz

    *** ***
    Alem ilmi okuyan, dört mezhep sırrın duyan
    Aciz kaldı bu yolda, bu aşka el uramaz
    Yunus canını terk et, bildiklerini terk et
    Fena olmayan suret, şahına vasıl olmaz
    *** ***
    Davi : Savunulan sey
    Veli : Amma lakin
    Fena : Benliği terkedip yokluk halinde olma

    ________________________________________
    AŞK MAKAMI
    Aşk makamı al? ır, aşk kadim ezelidir
    Aşk sözünü söyleyen, cümle kudret dilidir
    Diyen o, işiten o, gösteren o
    Her sözü söyleyen o, suret can menzilidir
    *** ***
    Suret söz kanda buldu, söz sahibi kaçan oldu
    Surete kendi geldi, dil hikmetin yoludur
    Bu bizim işretimiz, oldur bu lezzetimiz
    İçip esridiğimiz, aşk şerbeti gölüdür
    Yunus sözünde yalan, görmedi mumin olan
    Ömrün zülmete salan, marifet yoksuludur

    *** ***
    Ali : Yüksek,yüce
    Menzil : Ulaşılacak yer
    İşret : Eğlence
    Eşrimek: Sarhoş olmak
    Zülmet : Karanlık
    Marifet: Tasavvufta üstün bir makam

    ________________________________________

    HAK BİR GÖNÜL VERDİ

    Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur
    Bir dem gelir şadan olur, bir dem gelir giryan olur
    Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez
    Bir dem cehalette kalır, nesne bilmez nadan olur

    *** ***
    Bir dem dev olur ya peri, viraneler olur yeri
    Bir dem uçar BELKIS ile sultan-ı ins u can olur
    Bir dem varır mescitlere, yüz sürer anda yerlere
    Bir dem varır deyre girer, incil okur ruhban olur

    *** ***
    Bir dem gelir İSA gibi ölmüşleri diri kılar
    Bir dem girer kibr evine, Firavn ile Haman olur
    Bir dem döner CEBRAİLE rahmet saçar her mahfile
    Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur

    *** ***
    Hayran : Şaşkın
    Şadan : Sevinçli
    Giryan : Ağlayan
    Beşaret: Mujdelenmek
    Şerh : Açıklama
    Nadan : Cahil
    Deyr : Kilise
    Ruhban : Rahip
    Mahfil : Toplantı yeri
    Gümrah : Sapmış

    ________________________________________
    AŞKIN ALDIN BENDEN BENİ
    Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
    Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
    Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
    Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni

    *** ***
    Aşkın aşıklar öldürür,Aşk denizine daldırır
    Tecelli ile doldurur,bana seni gerek seni
    Aşkın şarabından içem,Mecnun olup yola düşem
    Sensin dün ü gün endişem, Bana seni gerek seni

    *** ***
    Sufilere sohbet gerek, Ahilere ahret gerek
    Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni
    Eğer beni öldüreler, külüm göğe savuralar
    Toprağım anda çağırır, bana seni gerek seni *

    ** ***
    Cennet dedikleri ne ki, bir kaç köşkle birkaç huri
    İsteyene ver onları, bana seni gerek seni
    Yunus-durur benim adım, gün geçtikce artar ödüm
    İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni

    *** ***
    Tecelli: Allah eserlerinin mevcut olanda görünmesi
    Sufi : Derviş
    Maksud : Amaç

    ________________________________________

    BİR KEZ GÖNÜL YIKTIN İSE

    Bir kez gönül yıktın ise
    Bu kıldığın namaz değil
    Yetmişiki millet dahi
    Elin yüzün yumaz değil

    *** ***

    Yol odur ki, doğru vara
    Göz odur ki, Hakkı göre
    Er odur ki alçak dura
    Yüceden bakan göz değil

    ________________________________________
    İLİM İLİM BİLMEKTİR
    İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir
    Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır
    Okumaktan mani ne, kişi Hakkı bilmektir
    Çün okudun bilemedin, ha bir kuru emektir

    *** ***
    Okudum bildim deme, çok taat kıldım deme
    Eri hak bilmez isen, abes yere yelmektir
    Dört kitabın manisi, bellidir bir elif te
    Sen elif dersin hoca, manisi ne demektir

    *** ***
    Yunus der ki Ey hoca
    Gerekse var bin Hacca
    Hepisinden iyice
    Bir gönüle girmektir

    *** ***
    Taat : İbadet
    Abes : Boş yere, boşuna
    Yelmek : Ardından gitmek
    Manisi : Anlamı

    ________________________________________
    EY BENİ AYIPLAYAN
    Ey beni ayıplayan, gel beni aşktan kurtar
    Elinden gelmez ise, söyleme fasid haber
    Hiç kimsene kendinden, halden hale gelmedi
    Cümlemizin halini, maşuk eder mukarrer

    *** ***
    Aşıkların her hali, Maşuk katında biter
    Sözün var ona söyle, benim elimde ne var
    Her kim aşk kadehinden,içti ise bir cura
    Ona ne yad ne biliş, ona nesrik ne humar

    *** ***
    Dost yüzünden nikabı, her kim giderdi ise
    Hicap kalmadı ona, ayruk ne hayr u ne şer
    Şeriat edebinden korkaram söylemeye
    Yokise eydeyidim daha ayrıksı haber
    Dost kılıçından Yunus ölürse gam değil
    Dost göğünden uyanan, Maşuk burcundan doğar

    *** ***
    Fasid : Bozucu, fesat
    Mukarrer : Kararlaştırılmış
    Cur´a : Yudum
    Yad : Yabancı
    Biliş : Tanıdık
    Humar : İçkinin verdiği başağrısı
    Nesrik : Sarhoş
    Ayrıksı : Aykırı
    Nikap : Perde, yüz örtüsü

    ________________________________________
    HABER EYLEN AŞIKLARA
    Haber eylen aşıklara, Aşka gönül veren benem
    Aşk bahrisi oluban denizlere dalan benem
    Gördüm göğün meleklerin, her biri bir işteymis
    Hak Calabın zikrin eden İNCİL benem KURAN benem

    *** ***
    Gördüm diyen değil, gören
    Bildim diyen değil, bilen
    Bilen O´dur, gösteren O,
    Aşka esir olan benem

    *** ***
    Deli oldum adım Yunus
    Aşk oldu bana kılavuz
    Hazrete değin yalınız
    Yüz sürüyü varan benem

    ________________________________________
    BU ZAMANDA MÜSLÜMANLAR
    Müslümanlar zamane yatlı oldu
    Helal yenmez, haram kıymetli oldu
    Fakirler miskinlikten çekti elin
    Gönüller yıkıben heybetli oldu

    *** ***
    Peygamber yerine geçen hocalar
    Bu halkın başına zahmetli oldu
    Yunus gel aşık isen tevbe eyle
    Nasuh´a tevbe ucu kutlu oldu

    *** ***
    Nasuh tevbesi : Bir daha bozmamak üzere edilen tevbe

    ________________________________________
    AŞIKLAR ÖLMEZ
    Ya rab bu ne derttir derman bulunmaz
    Benim garip gönlüm aşktan usanmaz
    Aşık ki cana kaldı aşık olmaz
    Canın terketmeyen, ma´şukun bulmaz

    *** ***
    Aşk pazarıdır bu canlar satılır
    Satarım canımı kimseler almaz
    Aşık, bir kişidir, Bu dünya malın
    Ahiret korkusun bir pula saymaz

    *** ***
    Bu dünya ol ahiretten içeri
    Aşıkın yeri var kimseler bilmez
    Yunus öldü diye sela verirler
    Ölen hayvan imiş, AŞIKLAR ÖLMEZ

    *** ***

    GÖNÜL CALABIN TAHTI
    Miskinlikte buldular, kimde erlik var ise
    Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise
    Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem yoldan azar
    Dış yüzüne o sızar içinde ne var ise

    *** ***
    Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice
    Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise
    Sağır işitmez sözü, gece sanar gündüzü
    Kördür münkirin gözü, alem münevver ise

    *** ***
    Gönül Calabın tahtı, CALAP gönüle baktı
    İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise
    Sen sana ne sanırsan ayrugada onu san
    Dört kitabın manası budur eğer var ise

    *** ***
    Bildik gelenler geçmiş, konanlar geri göçmüş
    Aşk şarabından içmiş, kim mana duyar ise
    Yunus yoldan azuban, yüksek yerde durmasın
    Sinle sırat görmeye, sevdiği didar ise

    *** ***
    Dem-be-dem : Zaman zaman
    Münevver : Bilgili, aydın
    Calap : ALLAH
    Pir koca : İhtiyar
    Bedbaht : Talihsiz
    Sin : Mezar
    Sırat : Cennet yolu
    Didar : Allaha kavusma, hakkın yüzü

    ________________________________________
    KİME GÖNÜL VERİR İSEM
    Kime gönül verir isem, benim ile yar olmadı
    Halim bilip derdim sorup bana vefadar olmadı
    Haktan meğer takdir idi, Aşık oldu gönlüm sana
    Hiç kimseler bencileyin, aşka giriftar olmadı

    *** ***
    İbrahime Nemrud odunu, aşktır gülistan eden
    Aşktan nazar ericeğiz, gülzar oldu nar olmadı
    Aşkta kahırlar çok olur, Aşıklara gayret gerek
    Yunus aşık oldun ise, aşıklarda ar olmadı

    *** ***
    Giriftar : Tutkun olmak, tutulmak
    Gülistan,gülzar : Gül bahcesi
    Nar : Ateş
    Ar : Utanma

    ________________________________________
    AŞK VER BANA
    İlahi bir aşk ver bana, kandalığım bilmeyeyim
    Yavı kılayım ben beni, isteyiben bulmayayım
    Al gider benden benliği, doldur içime şenliği
    Diriliğimde öldür beni, varıp orda ölmeyeyim

    *** ***
    Bülbül olup öteyim, dost bahçesinde yatayım
    Gül oluben açılayım, ayruk dahi solmayayım
    Aşkdır derdin dermanı, aşk yoluna koydum canı
    Yunus Emre eydur bunu, bir dem aşksız olmayayım. *

    ** ***
    Kanda : Nerede
    Yavı kılmak: Kaybetmek
    Ayruk : Artık, baska
    Eydur : Söylemek
    Dem : An,vakit

    ________________________________________
    AŞK
    işitin ey yarenler, kıymetli nesnedir aşk
    Sultanları kul eyler, hikmetli nesnedir aşk
    Akilleri şaşırır deryalara düşürür
    Kayaları söyletir, kuvvetli nesnedir aşk

    *** ***
    Aşksızlara verme öğüt, öğüdünden ala değil
    Aşksız adem hayvan olur, hayvan öğüt bilir değil

    ________________________________________
    SUFİYİM HALK iÇiNDE
    Sufiyim halk içinde, tesbih elimden gitmez
    Dilim marifet söyler gönlüm hiç kabul etmez
    Söylerim marifeti, saluslanırım katı
    Miskinliğe dönmeye gönlümden kibir gitmez

    *** ***
    Görenler elim öper, tac u hırkaya bakar
    Söyle sanırlar beni, zerrece günah etmez
    Dışımda ibadetim sohbetim hoş taatım
    İç pazara gelince bin yıllık ayyar etmez

    *** ***
    Dışım derviş içim boş, dilim tatlı sözüm hoş
    Amma ettiğim işi dinin değişen etmez
    Yunus eksikliğini Allah´ına arz eyle
    Onun keremi çoktur sen ettiğin o etmez

    *** ***
    Saluslanmak : Hilekarlık, düzenbazlık.

    ________________________________________
    DERVİŞLİK DEDİKLERİ
    Dervişlik dedikleri hırka ile tac degil
    Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil
    Durmuş marifet söyler, erene Yunus Emrem
    Yol eriyle yoldadır, yolsuza yoldaş değil

    ________________________________________
    HİC BİR KİŞİ BİLMEZ BİZİ
    Hiç bir kişi bilmez bizi, biz ne işin içindeyiz
    Ne hırsımız baydır bizim, ne nefsimiz içindeyiz
    Bir kimsenin devletine, ta´nediben biz gülmeyiz
    Ne munkiriz alimlere, ne tersanın Hacındayız
    Yunus eydur hey sultanım, özge şahım vardır benim
    Ko dünya altın gümüşün, ne bakır-u tacındayız


    *** ***
    Bay : Zengin
    Ta´netmek : Yermek, kınamak
    Özge : Başka
    Tersa: Hıristiyan
    Munkir : İnkar eden

    ________________________________________
    ERENLER YOLU
    Canım erenler yolu inceden ince imiş
    Süleymana yol kesen şol bir karınca imiş
    Eydürler idi bana aşık avare olur,
    Geldi başıma gördüm, ol söz yerince imiş


    *** ***
    Dört kitabın manisin okudum hasıl ettim
    Aşka gelicek gördüm, bir uzun hece imiş
    İki kişi söyleşir Yunus´u görsem diye
    Biri eydur ben gördüm bir AŞIK koca imiş

    ________________________________________
    AB-I HAYAT
    Ab-I hayatın çeşmesi aşıkların visalidir
    Sohbeti aşk ile eder, susamışları yakmaya
    Aşk mı derim ben ona Tanrının uçmağın seve
    Uçmak hod bir tuzaktır eblehler canın tutmağa

    *** ***
    Aşık olan miskin olur
    Hak yoluna teslim olur
    Her ne dersen boyun tutar
    Çare yok gönül yıkmaya
    *** ***
    Ab-ı hayat : Ölümsüzlük suyu. Ledun ilmi, Hakka kavuşma.
    Visal : Kavuşma
    Uçmak : Cennet
    Hod : Kendi.
    Ebleh : Budala
    Miskin: Benliği terketmiş
    Boyun tutmak: Teslim olmak

    ________________________________________
    İŞİTİN EY YARENLER
    İşitin ey yarenler
    Aşk bir güneşe benzer
    Aşk olmayan gönül
    Misal-i taşa benzer
    *** ***
    Taş gönülde ne biter
    Dilinde agu tüter
    Nice yumusak söylese
    Sözü savaşa benzer

    *** ***
    Geç Yunus endişeden
    Gerekse bu bişeden
    Ere aşk gerek evvel
    Ondan dervişe benzer *** ***
    Yaren : Dost
    Agu : Zehir
    Bişe : Orman

    ________________________________________
    SENSİN KERİM
    Sensin kerim sensin rahim, Allah sana sundum elim
    Senden artuk yoktur emim, Allah sana sundum elim
    Ecel geldi vade erdi, Bu ömrüm kadehi doldu
    Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim

    *** ***
    Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü
    Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim
    Geldim salacam sarılır, Dört yana sela verilir
    El namazıma derilir, Allah sana sundum elim

    *** ***
    Cun cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılar
    Hep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elim
    Yunus tap uzattın sözü, Allah´ına tutgil yüzü
    Didardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim

    *** ***
    Emim : İlacım
    Salaca: Tabut taşıyan tahta
    Sela : Ölüm haberinin duyurulması
    Şeşmek: Çıkarmak
    Tap : Yeter, kafi
    Didar : Allahın cemali, yüzü

    ________________________________________
    ÇAĞIRAYIM MEVLAM SENİ
    Dağlar ile taşlar ile çağırayım mevlam seni
    Seherlerde kuşlar ile çağırayım mevlam seni
    Sular dibinde mahi ile, sahralarda ahu ile
    Abdal olup ya hu diye çağırayım mevlam seni

    *** ***
    Gökyüzünde İSA ile Tur dağında MUSA ile
    Elindeki asa ile çağırayım mevlam seni
    Derdi okus EYYÜP ile, gözü yaşlı YAKUP ile
    Ol MUHAMMED mahbub ile çağırayım mevlam seni

    *** ***
    Hamd u şükrullah ile, vasf-ı kulhuvallah ile
    Daim zikrullah ile çağırayım mevlam seni
    Yunus okur diller ile, ol kumru bülbüller ile
    Hakkı seven kullar ile çağırayım mevlam seni

    *** ***
    Mahi : Balık
    Ahu : Ceylan
    Abdal : Derviş
    ya hu : Allah
    Okus : Çok
    Mahbub: Sevgili

    ________________________________________
    DERTLİ DOLAP
    Dolap niçin inilersin, Derdim vardır inilerim
    Ben Mevlaya Aşık oldum, Onun için inilerim
    Benim adım dertli dolap, suyum akar yalap yalap
    Böyle emreyledi CALAP, Derdim vardır inilerim

    *** ***
    Beni bir dağda buldular, Kolum kanadım kırdılar
    Dolaba layık gördüler, derdim vardır inilerim
    Ben bir dağın ağacıyım, Ne tatlıyım ne Acıyım
    Ben Mevlaya duacıyım, Derdim vardır inilerim

    *** ***
    Şol dülgerler beni yondu, her azam yerine kondu
    Bu iniltim Haktan geldi, Derdim vardır inilerim
    Yunus burda gelen gülmez, Kişi muradına ermez
    Bu fanide kimse kalmaz, Derdim vardır inilerim.

    *** ***
    CALAP : Allah
    ________________________________________
    LA ŞERiKE OKURSUN
    La şerike okursun, sonra şerik katarsın
    Bire iki demegil, fitne kimden tutarsın
    Cun KURAN gökten indi, Onu Allah buyurdu
    Ondan haber ver bana, ha kitaptan ötersin

    *** ***
    İlim okumaktan gerek kendözünü bilmektir
    Kendözünü bilmezsen bir hayvandan betersin
    Kılarsın riya namaz, günahın çok hayrın az
    Dinle neye varır söz, Cehennemde bitersin

    *** ***
    Halka fetva verirsin, Ne için sen tutmazsın
    İhlas ile gelirsen bizden nesne utarsın
    Sen fakihsin ben fakir, sana hiç tan´umuz yok
    İlmin var amelin yok, günahlara batarsın

    *** ***
    Utarsın : Kazanırsın
    Tan : Kınama

    ________________________________________
    CANIM KURBAN OLSUN
    Canım kurban olsun senin yoluna
    Adı güzel kendi güzel Muhammed
    Şefaat eyle bu kemter kuluna
    Adı güzel kendi güzel Muhammed

    *** ***
    Mu´min olanların çoktur cefası
    Ahirette olur zevk u sefası
    Onsekiz bir alemin Mustafa´sı
    Adı güzel kendi güzel Muhammed

    *** ***
    Yedi gökleri seyran eyleyen
    Kürsi´nin üstünde cevlan eyleyen
    Mi´racda ümmetini dileyen
    Adı güzel kendi güzel Muhammed

    *** ***
    Dört caryar anun gökçek yaridur
    Anı seven günahlardan beridur
    On sekiz bin alemin sultanıdur
    Adı güzel kendi güzel Muhammed

    *** ***
    Aşık Yunus nider dünyayı sensiz
    Sen hak Peygambersin şeksiz şüphesiz
    Sana uymayanlar gider imansız
    Adı güzel kendi güzel Muhammed

    *** ***
    Kemter : Değersiz
    Cevlan : Dolaşma
    Şek : Şüphe
    Şefaat : Bağışlanmasını dileme

    ________________________________________
    CANLAR CANINI BULDUM
    Canlar canını buldum bu canım yağma olsun
    Assı ziyandan geçtim dükkanım yağma olsun
    Ben benliğimden geçtim gözüm hicabın açtım
    Dost vaslına eriştim gumanım yağma olsun

    *** ***
    Benden benliğim gitti hep mülkümü dost yuttu
    La-mekana kavm oldum mekanım yağma olsun
    Taalluktan üzüştüm ol dosttan yana uçtum
    Aşk divanına düştüm divanım yağma olsun

    *** ***
    İkilikten usandım birlik hanına kandım
    Derd-i şarabın içtim dermanım yağma olsun
    Varlık cun sefer kıldı dost andan bize geldi
    Viran gönül nur doldu cihanım yağma olsun

    *** ***
    Geçtim bitmez sağınçtan usandim yaz u kıştan
    Bostanlar başın buldum bostanım yağma olsun
    Yunus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin
    Ballar balını buldum kovanım yağma olsun

    *** ***
    Assı : Kar, kazanç
    Hicab : Perde, örtü, utanç
    Vasl : Kavuşma
    Guman : Şüphe
    La-mekan : Mekansız
    Kavm : Kavim, yaşanılan yer, topluluk
    Taalluk : Alaka, ilgi
    Üzüşmek : Kesilmek, koparılmak
    Sağınç : Emel, istek

    ________________________________________
    DERVİŞLİK DER Kİ BANA
    Dervişlik der ki bana sen derviş olamazsın
    Gel ne diyeyim sana sen derviş olamazsın
    Derviş bağrı taş gerek gözü dolu yaş gerek
    Koyundan yavaş gerek sen derviş olamazsın

    *** ***
    Döğene elsiz gerek söğene dilsiz gerek
    Derviş gönülsüz gerek sen derviş olamazsın
    Dilin ile şakırsın çok maniler dokursun
    Vara yoğa kakırsın sen derviş olamazsın

    *** ***
    Kakımak varmışsa ger Muhammed de kakırdı
    Bu kakımak sende var sen derviş olamazsın
    Doğruya varmayınca Murşide ermeyince
    Hak nasib etmeyince sen derviş olamazsın

    *** ***
    Derviş Yunus gel imdi ummanlara dal imdi
    Ummana dalmayınca sen derviş olamazsın

    *** ***
    Kakımak : Kızmak, öfkelenmek
    Umman : Büyük deniz, okyanus

    ________________________________________
    TAŞTIN YİNE DELİ GÖNÜL
    Taştın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın
    Aktın yine kanlı yaşım yollarımı bağlar mısın
    Nidem elim ermez yare bulunmaz derdime çare
    Oldum ilimden avare beni bunda eğler misin

    *** ***
    Yavı kıldım ben yoldası onulmaz bağrımın başı
    Gözlerimin kanlı yaşı ırmak olup çağlar mısın
    Ben toprak oldum yoluna sen aşırı gözetirsin
    Şu karşıma göğüs geren taş bağırlı dağlar mısın

    *** ***
    Harami gibi yoluma arkuri inen karlı dağ
    Ben yarimden ayrı düştüm sen yolumu bağlar mısın
    Karlı dağların başında salkım salkım olan bulut
    Saçın çözüp benim için yaşın yaşın ağlar mısın

    *** ***
    Esridi Yunusun canı yoldayım illerim kanı
    Yunus düşte gördü seni sayru mısın sağlar mısın

    *** ***
    Yavı kılmak : Kaybetmek
    Yaşın yaşın : Gözyaşları döke döke
    Sayru, sayrı : Hasta

    ________________________________________
    ŞÖYLE GARiP BENCiLEYiN
    Acep şu yerde varmola şöyle garip bencileyin
    Bağrı baslı gözü yaşlı şöyle garip bencileyin
    Gezerim rum ile şamı, yukarı illeri kamu
    Çok istedim bulamadım, şöyle garip bencileyin

    *** ***
    Söyler dilim ağlar gözüm, gariplere göynür özüm
    Meğerki gökte yıldızım, şöyle garip bencileyin
    Nice bu dert ile yanam, ecel ere bir gün ölem

    eğer ki sinim de bulam, şöyle garip bencileyin


    Bir garip olmuş diyeler, üç günden sonra duyalar
    Soğuk su ile yuyalar, şöyle garip bencileyin
    Hey Emrem Yunus biçare, bulunmaz derdine çare
    Var imdi gez şardan şare, şöyle garip bencileyin

    *** ***
    Bencileyin : Benim gibi
    Bağrı başlı : Gönlü yaralı
    Göynümek : İçten yanmak
    Sin : Mezar
    Şar : Şehir

    ________________________________________
    SELAM OLSUN
    Azrail alır canımız, kurur damarda kanımız
    Yuyıcağız kefenimiz, saranlara selam olsun
    Gider olduk dostumuza, eremedik kastımıza
    Namaz için üstümüze, duranlara selam olsun

    *** ***
    Sözdür söylenir araya, kimse değmez bu yaraya
    İltup bizi makbereye, koyanlara selam olsun
    AŞIK oldur HAKKI seve, HAK derdine kıla deva
    Bizim için hayır dua edenlere selam olsun

    *** ***
    Aşık Yunus söyler sözü, Kan yaş ile doldu gözü
    Bilmeyenler bilsin bizi, Bilenlere selam olsun

    *** ***
    Makbere : Kabir
    İltmek : İletmek, götürmek

    ________________________________________
    DERViŞLiK YOLU
    Bu dervişlik yoluna, aşk ile gelen gelsin
    Ya dervişlik neydiğin, bir zerre duyan gelsin
    Hele biz iş bu yola, gelmedik riya ile
    Bu melametlik donun, bizimle giyen gelsin

    *** ***
    Gözüyle gördüğünü, örte eteği ile
    Bu yol çok ince yoldur, yüreği duyan gelsin
    Her kim sever Allahı, rahmet kılar vallahi
    Dil sevgisiyle olmaz, Aşk ile yanan gelsin

    *** ***
    İşbu sözü diyenden, bize nişan gerektir
    Sözün kısası budur, canına kıyan gelsin
    Yunus söz ile kimse, kabliyete geçmedi
    Bud u vücud dermiyan ortaya koyan gelsin

    *** ***
    Melamet : Kınanma
    Kabliyet : Öne geçmek
    Bud u vücud dermiyan : Varlığını vücudunu aradan çıkaran

    ________________________________________
    ŞOL CENNETİN IRMAKLARI
    Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu
    Çıkmış islam bülbülleri öter Allah deyu deyu
    Salınır tuba dalları, Kuran okur hem dilleri
    Cennet bağının gülleri, kokar Allah deyu deyu

    *** ***
    Kimi yiyip kimi içer, hep melekler rahmet saçar
    İdris nebi hulle biçer, biçer Allah deyu deyu
    Altındandır direkleri, Gümüştendir yaprakları
    Uzandıkca dudakları, biter Allah deyu deyu

    *** ***
    Aydan arıdır yüzleri, misk-i amberdir sözleri
    Cennette Huri kızları, gezer Allah deyu deyu
    Hakka aşık olan kişi, akar gözlerinin yaşı
    Pür nur olur içi dışı, söyler Allah deyu deyu

    *** ***
    Ne dilersen Haktan dile, Kılavuzla gir bu yola
    Bülbül aşık olmuş güle, öter Allah deyu deyu
    Açıldı gökler kapısı, rahmetle doldu hepisi
    Sekiz cennetin kapısı, açar Allah deyu deyu

    *** ***
    Rıdvan-durur kapı açan, idris-durur hulle biçen
    Kevser şarabını içen, kanar Allah deyu deyu
    Miskin Yunus var yarına, koma bugünü yarına
    Yarın Hakkın divanına, varam Allah deyu deyu

    *** ***
    Tuba : Cennet Ağacı
    Hulle : Elbise
    Nebi : Peygamber
    Rıdvan : Cennet, Cennet meleği

    ________________________________________
    ELHAMDULİLLAH
    Haktan gelen şerbeti içtik elhamdulillah
    Şol kudret denizini geçtik elhamdulillah
    Şol karşıki dağları, meşeleri bağları
    Sağlık safalık ile aştık elhamdulillah

    *** ***
    Kuru idik yaş olduk, kanatlandık kuş olduk
    Birbirmize eş olduk, uçtuk elhamdulillah
    Vardığımız illere şol safa gönüllere
    Halka tapduk manisin saçtık elhamdulillah
    *** ***
    Beri gel barışalım, yad isen bilişelim
    Atımız eğerlendi estik elhamdulillah
    İndik Rum´u kışladık, çok hayır şer işledik
    Uş bahar geldi geri göçtük elhamdulillah

    *** ***
    Dirildik pınar olduk, irkildik ırmak olduk
    Artık denize dolduk, taştık elhamdulillah
    Taptuğun tapusuna, kul olduk kapusuna
    Yunus miskin çiğ idik, piştik elhamdulillah

    *** ***

    ________________________________________
    HAKKI BULDUM CAN İÇİNDE
    Baştan ayağa değin, Haktır ki seni tutmuş
    Haktan ayrı ne vardır, Kalma guman içinde
    Bir isen birliğe gel, ikiyi bırak elden
    Bütün mana bulasın, sıdk u iman içinde

    *** ***
    Girdim gönül şehrine, daldım onun bahrine
    AŞK ile gider iken, iz buldum can içinde
    Bu izimi izledim, sağım solum gözledim
    Çok acaibler gördüm, yoktur cihan içinde

    *** ***
    Yunus senin sözlerin, manadır bilenlere
    Söylenecek sözlerin devr-i zaman içinde

    *** ***
    Guman : Şüphe
    Bahri : Deniz

    ________________________________________
    CAN İÇİNDE CAN OL
    Can olgil can içinde, kalma guman içinde
    İstediğin bulasın, yakın zaman içinde
    Rüku secde de kalma, Ameline dayanma
    İlm u amel gark olur, naz u niyaz içinde

    *** ***
    İkiligi terketgil birlik makamın tutgil
    Canlar canın bulasın, işbu dirlik içinde
    Şeriat korucudur, hakikat ordusunda
    Senin için korunur, hasıl ordu içinde

    *** ***
    Aynel-yakin görüptür, Yunus mecnun oluptur
    Bir ile bir oluptur, Hakkel-yakin içinde
    *** ***
    Aynel-yakin : Hakka Aşık olanların ulaştığı mertebe
    Hakkel-yakin : Aşkın artıp, HAK ile BiR olma, (ayrılığın kalkması)

    ________________________________________
    BÜTÜN ALEM BiR İÇİNDE
    Onsekizbin alemin cümlesi BiR içinde
    Kimse yok BiR den ayruk, söylenir BiR içinde
    Cümle BiR onu BiRler, cümle ona giderler
    Cümle dil onu söyler, her BiR tebdil içinde

    *** ***
    Kim gördü onu ayan, ne nakşu ne hod nişan
    Söz "len terani" dir, Musa´ya Tur içinde
    Yunus sen ne dilersin, dostu görem der isen
    Ayandır görenlere, ol gönüller içinde

    *** ***
    Tebdil : Değişik görünmek, değişik
    ayruk : Başka
    Len terani : Allahın, Musa Peygambere "Beni göremezsin" hitabı
    Ayan : Açık, açıkca ortada

    ________________________________________
    OL CALABIMIN AŞKI
    Ol calabımın aşkı bağrımı baş eyledi
    Aldı benim gönlümü, sırrımı faş eyledi
    Hergiz gitmez gönülden hiç eksik olmaz dilden
    Calab kendi nurunu gözüme tuş eyledi

    *** ***
    Can gözü onu gördü, dil ondan haber verdi
    Can içinde oturdu, gönlümü arş eyledi
    Bir kadeh sundu cana, can içti kana kana
    Dolu geldi peymane, canı sarhoş eyledi

    *** ***
    Esruk oldu canımız, dur döker lisanımız
    Ol calabımın aşkı, beni sarhoş eyledi
    Yunus imdi avunur, dostu gördü sevinir
    Erenler mahfilinde aşka cünbüş eyledi
    *** ***
    Faş : Gizliyi açıklama
    Tuş etmek : Yönelmek, yöneltmek
    Peymane : Büyük Kadeh
    Mahfil : Meclis, toplantı yeri

    ________________________________________
    SUN KADEHİ EY SAKi
    Doldur bize sun kadehi, Aşk şarabından ey saki
    Ol denizden içir bize, k´andan içer seyh u faki
    Kim ki bir dem sohbet ola, mufti müderris mat ola
    Bir ilahi devlet ola, ondan içen oldu baki

    *** ***
    Okudun yedi mushafı, ha taat gösterir safi
    Çünki amel eylemedin, gerekse var yüzyıl oku
    Bin kez hacca vardın ise, Bin kez gaza kıldın ise
    Bir kez gönül kırdı, ise gerekse var yollar doku

    *** ***
    Gönül mü yeğ, Kabe mi yeğ, eyit bana aklı eren
    Gönlü yeğ-durur zira kim gönüldedir dost durağı
    Yunus işin budur, hemen tutgil gönüller eteğin
    Dilersen baki olasın, gönüller oldu baki

    *** ***
    K´andan : ki ondan
    faki : FIKIH alimi

    ________________________________________
    YA MUHAMMED CANIM ARZULAR SENİ
    Arayı arayı bulsam izini
    İzinin tozuna sürsem yüzümü
    Hak nasip eylese görsem yüzünü
    Ya Muhammed canım arzular seni

    *** ***
    Bir mübarek sefer olsa da gitsem
    Kabe yollarında kumlara batsam
    Hub cemalin bir kez düşte seyretsem
    Ya Muhammed canım arzular seni

    *** ***
    Yunus metheyledi seni dillerde
    Sevilirsin bütün bu gönüllerde
    Ağlayı ağlayı gürbet ellerde
    Ya Muhammed canım arzular seni

    *** ***

    ________________________________________
    GELDi GEÇTi ÖMRÜM BENİM
    Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi
    Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi
    İşbu söze hak tanıktır, Bu can gövdeye konuktur
    Bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi

    *** ***
    Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdin ise
    Yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi
    Bir miskini gördün ise, bir eskice verdin ise,
    Yarın anda karşı gele, Hak libasın biçmiş gibi
    Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalır derler
    Meğer HIZIR, İLYAS ola, Ab-ı hayat içmiş gibi
    *** ***

    ________________________________________
    AŞIK - MAŞUK
    Helal kıldı maşuka, Aşık kendi kanını
    Maşuk nakşından okur, Aşk eri kuranını
    Yardan ayrı olunca, asılıp ölmek yeğdir
    Aşık kendi bırakır boynuna urganını
    *** ***
    Gitmez aşık gözünden, hergiz maşuk hayali
    Nitekim ZELHA verir YUSUF un nişanını
    Dirlik budur maşuka, Aşık yolunda öle
    Sorarlar ise eydem aşıkın burhanını
    *** ***
    BELKIS ile SÜLEYMAN aşka düştü bir zaman
    İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını
    Gökteki HARUT MARUT, Aşk için indi yere
    Zühre yüzün görünce unuttu rahmanını

    *** ***
    FERHAD bu aşk yolunda başın külünge tuttu
    HÜSREV ŞİRİN derdinden dosta verdi canını
    LEYLA ile MECNUN işi aceb gelir bu halka
    Abdurrezzak terketti aşk için imanını
    Zamane vefaları cefa gelir Yunus´a
    Bir doğru yar bulunca feda kılar canını

    *** ***
    Burhan : Delil
    Güzaf : Bos laf
    Külüng : Kazma

    ________________________________________
    SEVEREM BEN SENİ CANDAN İÇERİ
    Severem ben seni candan içeri
    Yolum vardır bu erkandan içeri
    Beni sorma bana benden değilem
    Suretim boş yürür dondan içeri

    *** ***
    Tecelliden nasib erdi kimine
    Kiminin maksudu bundan içeri
    Senin aşkın beni benden alıptır
    Ne Şirin dert bu dermandan içeri

    *** ***
    Şeriat tarikat yoldur varana
    Hakikat Marifet andan içeri
    SÜLEYMAN kuş dili bilir dediler
    SÜLEYMAN var SÜLEYMAN dan içeri

    *** ***
    Unuttum din diyanet, kaldı benden
    Bu ne mezheptir, dinden içeri
    Dinin terk edenin küfürdür işi
    Bu ne küfürdür imandan içeri
    Geçer iken Yunus şeş oldu dosta
    Ki kaldı kapıda andan içeri *** ***
    Suret : Yüz, dış görünüş
    Don : Elbise
    Tecelli: Görünme, belirme
    Gün : Gündüz, güneş
    Şeş olmak: Karşılaşma, raslamak

    ________________________________________
    BULDUK OL CANI
    Aşk ile ister idik yine bulduk ol canı
    Gömlek edinmiş giyer suret ile bu teni
    Girmiş surette geçer, cümle işleri düzer
    Geri kendiye söyler, gevher ile bu kanı
    *** ***
    Bu dünya bir pazardır, suretler dükkan olmuş
    Bu dükkana giriben, oldur satan bu kanı
    Bir niceler kayırır, bunca malım kaldı der
    Veren oldur alan ol, sormaz nedir ziyanı
    Yunus imdi sen senden, ayrı değilsin candan
    Sen sende bulmaz isen, nerde bulasın anı
    *** ***
    Suret : Yaratılmış şeyler
    Kan : Maden

    ________________________________________
    BİR SAKİDEN İÇTİK ŞARAP
    Bir sakiden içtik şarap, Arştan yüce meyhanesi
    Ol sakinin mestleriyiz, canlar onun meyhanesi
    Bir meclistir meclisimiz, anda ciğer kebap olur
    Bir şemdir burda yanan, güneş onun pervanesi

    *** ***
    Aşk oduna yananların, Kulli vücudu nur olur
    Ol od bu oda benzemez, hiç belirmez zebanesi
    Ondaki mest olanların, "Enel hak" tır sözleri
    Hallac Mansur gibidir en kemine divanesi

    *** ***
    Ol meclisin bekrileri, şol şah-ı Edhem gibidir
    Belh şehrinde yüzbin ola her guşede viranesi
    Yunus bu cezbe sözlerin cahillere söylemegil
    Bilmezmisin cahillerin nice geçer zamanesi

    *** ***
    Saki : İçki dağıtan
    Mest : Sarhoş
    Peymane: Kadeh
    Şem : Hepsi
    Zebane : Alev
    Kemine : En aşağı
    Bekri : Sarhoş
    Guşe : Köşe
    Cezbe : İlahi sarhoşluk hali

    ________________________________________
    SÖYLEYEMEM
    Ey yarenler eydemezem, canım neye yandığını
    Dil ile vasfedemem, gönlümü kim aldığını
    Gönlüm dolu sığmaz dile, Aşıktır ol kim hal bile
    Aşk niceyi verdi yele, anlayamaz nolduğunu

    *** ***
    Aşktan haber bilenlerin, Aşk derdiyle dolanların
    Küfrü iman olanların, ayıplaman güldüğünü
    Ağlamak gülmektir aşıka, dirilmek ölmektir aşığa
    Kahr ile lütfü bir bilir, bilmez melul olduğunu

    *** ***
    Aşık yunus eyledi lal, Yunus kanı aşka helal
    Koy verin etsin paymal, görmesin ayrıldığını

    *** ***
    Eydemezem : Söyleyemem
    Vasfetmek : Tasvir etmek
    Melul : Üzülen
    Kahr : Güçlük, zor
    Lütuf : İhsan, iyilik
    Paymal : Ayak altında çiğnenmiş

    ________________________________________
    EZELDEN VAR İDİ
    Ezeliden var idi, canımda bu aşk odu
    Eşkere etmez idim, bilirdim ki dost koydu
    Ben razıyam bu yolda, günde bin kez yanarsam
    Şekerden daha tatlı, şirindir aşkın tadı

    *** ***
    Aşk anadan doğmadı, kimseye kul olmadı
    Hükmüne kıldı esir, cümle bilişi, yadı
    Aşka mecnun olanlar, assı ziyandan farig
    Korkmaz ıssı soğuktan, pes ne biliser odu

    *** ***
    Ezeli : Evveli olmayan
    Eşkere : Açıklamak
    Biliş : Tanıdık
    Yad : Yabancı
    Assı : Kazanç, kar
    Is : Sahip
    Farig : Vazgeçmiş

    ________________________________________
    SIRRA ERDİM
    Ben bunda seyr eder iken, aceb sırra erdim ahi
    Bir siz dahi sizde görün, dostu bende gördüm ahi
    Bende baktım bende gördüm, benim ile BiR olanı
    Suretime can vereni, Kimduğini bildim ahi

    *** ***
    İsteyuben bulamazam, o ben isem ya ben hani
    Seçemedim ondan beni, bir kez o oldum ahi
    Maşuk benimledir bile, ayrı değil kıldan kıla
    Irak sefer bizden kala, dostu yakın gördüm ahi

    *** ***
    Munim oldum yoksul iken, benim oldu kevn-i mekan
    Yerden göğe magrib meşrik, yere göğe doldum ahi
    Nitekim ben beni bildim, bu oldu ki HAKKI buldum
    Korkum onu buluncadı, korkudan kurtuldum ahi
    Yunus kim öldürür seni, veren alır tatlı canı
    Bu canlara hükmedenin, kim olduğun buldum ahi

    *** ***
    Acep : Garip
    Ahi : Kardeş
    Kimduğini: Kim olduğunu
    Munim : Nimet veren(Hak)
    Kevn-i Mekan :Var olan her şey
    Magrib, Meşrik : Doğu, Batı

    ________________________________________
    AŞK BAHRİSİ
    Benem ol aşk bahrisi denizler hayran bana
    Derya benim katremdir zerreler umman bana
    Kafdağı zerrem değil ay u güneş bana
    Haktır aslım şek değil, Murşittir kuran bana

    *** ***
    Yok iken ol barigah, var idi ol padişah
    Ah bu aşk elinden ah, dert oldu derman bana
    ADEM yaratılmadan can kalıba girmeden
    Şeytan lanet olmadan arş idi seyran bana

    *** ***
    Yaratıldı MUSTAFA, yüzü gül gönlü safa
    Ol kıldı bize vefa, ondandır ihsan bana
    Şeriat ehli ırak eremez bu menzile
    Ben kuş dilin bilirim, söyler SÜLEYMAN bana
    Yunus bu halk içinde eksikliktir HAK bilir
    Divane olmuş çağırır, dervişlik buhtan bana

    *** ***
    Bahri : Bir cins deniz ördeği, deniz
    Derya : Deniz
    Katre : Damla
    Umman : Okyanus
    Zerre : En kucuk parca
    Murşit : Rehber, Hak aşığı, Şeyh
    Arş : Göğün en yüksek katı
    Safa : Berraklık
    Vefa : Sözde durma,
    İhsan : Lütuf, bağış
    Şeriat : Kuranın yüzeysel emirleri
    Ehil : İş bilen
    Menzil : Varılacak hedef
    Buhtan : İftira

    ________________________________________

      Forum Saati Salı Ağus. 22, 2017 11:08 am